Turgut Özal’ın Özelleştirme Politikalarının Kurbanı, Atatürk’ün Büyük Projesi: Sümerbank


122

Liberalizm ve Kapitalizm bizden çok şey çaldı. Özelleştirme adı altında gerçekleştirilen bu yıkım faaliyetleri birçok değerimizi kaybetmemize sebep oldu. Sümerbank  da bu yıkımdan nasibini aldı, geriye sadece hüzünlü bir hikaye bıraktı. Bu hüzünlü hikayeyi başından, Cumhuriyet‘in ilk yıllarından anlatmaya başlayalım….

Savaştan yeni çıkmış, yorgun, bitkin bir halk. Kiminin ya oğlu şehit, ya da babası, kiminin komşusu gazi, kiminin yeğeni… Evde bir dede var, 80 yaşında. Savaşın bitmesini, evlatlarının dönmesini bekliyor. Savaşın ne demek olduğunu vücudundaki dinmez ağrılara sebep olan kurşun yaralarından biliyor. Ülkenin kurucu önderi de savaşlardan nasibini almış. Yıllarca cepheden cepheye bu vatan için koşmuş. Yırtık ayakkabıları, zaman zaman hastalığının nüksetmesi onun için hiçbir şey ifade etmemiş, vatanı için, halkı için savaşmaya devam etmiş.

Tüm bu zorluklara rağmen düşman ülkeden atılmış, bağımsız bir ülke kurulmuştu. Savaş ekonomimizi derinden etkilemiş, herkeste büyük yaralar açmıştı. Üstelik bir de Osmanlı’dan kalan borçlar vardı. Kendi kaderimizi kendimiz çizmek, tam bağımsız bir devlet olmak ilk hedefimizdi. Bu yüzden bu borçları en kısa zamanda kapatmamız gerekliydi. Tüm bunların bilincinde olan Atatürk, sürekli ekonomi adına yeni atılımlar gerçekleştiriyordu. Amacı ekonomimizi en kısa zamanda geliştirmekti.

Bu amaç doğrultusunda Atatürk, Sümerbank‘ı kurmayı planladı.
1931 yılında 1. sanayi planı yapılarak Sümerbank’ın kurulmasının temeli atıldı. Büyük bir projeydi. Sümerbank’ın temel görevi sanayi planının uygulanması yani sanayi tesislerinin kurulması ve kurulan diğer devlet kuruluşlarına da örnek olmasıydı.
Sümerbank, 03 Haziran 1933 tarih ve 2262 sayılı Kanun ile 11 Temmuz 1933 tarihinde Büyük Önder ATATÜRK tarafından “Sümerbank” adı verilerek kuruldu ve 17 Haziran 1938 tarihinde 3460 sayılı kanunla Kamu İktisadi Devlet Teşekkülü (KİT) haline getirildi.

Cumhuriyet’in Fabrikaları

Ülke ekonomisinin büyümesi, halkın refaha kavuşması için fabrikalara büyük önem veriliyor, fabrika üstüne fabrika açılıyordu. Atatürk, fabrikaların önemini daha iyi kavramamız için Sümerbank Merinos Fabrikası açılışında şu ifadeleri kullandı. ” Her fabrika milli sevinci artırmaktadır. Bu tesisler sadece üretmekle, milli ekonomiyi kalkındırmakla kalmamakta, yöreyi de baştan başa değiştirmekte, yeni bir kimlik kazandırmaktadır.” (Bursa-2 Şubat 1938)

Atatürk’ün Türkçe Tutkusu

Açılışını yaptığı bu fabrikanın isim babası da Atatürk‘tü. Merinos ismine nasıl karar verdiğini Atatürk şöyle açıklamıştır.

Güneş dili araştırmalarına göre, merinos öztürkçe bir kelimedir ve ince, uzunca yün anlamına gelir. İspanyaya giden İber Türkleriyle oraya intikal etmiş ve o Türklerle oraya giden koyunlar ve yünleri bu isimle anılmışlardır. Bu nedenle merinos bu fabrika için pek uygun bir isimdir.”

Turgut Özal‘ın mimarı olduğu ”24 Ocak Kararları” ile birlikte her şey değişmeye başlamıştı. Sümerbank bu özelleştirme politikalarından nasibini alan kurumlardan yalnızca bir tanesiydi.
1980-1990 yıllarında Türkiye ekonomisindeki gelişmeler “Özal Dönemi” olarak adlandırıldı. Turgut Özal‘ın hem 1980 kararlarındaki etkin rolü hem de 1983’te Başbakan olmasından dolayı bu isim kullanıldı. Baş aktör Turgut Özal‘dı. 8 Mayıs 1986 tarih ve 3291 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Özelleştirilmesi Hakkında Kanun çerçevesinde; 11 Eylül 1987 tarih, 12184 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Sümerbank’ın özelleştirilmesine karar verildi. Bu hamleler Atatürk’ün devletçi, halkçı politikasından oldukça uzaktı. Dışa bağımlılığımızı artıracaktı.

Türkiye adeta kapitalizmin pençesine bırakılmıştı. Bu hamleler dışa bağımlılığımızı artırdı. Özellikle işçi sınıfını derinden etkiledi. Her özelleştirilen fabrika ekonomimize darbe vurdu. Kendi ürettiğimiz ürünleri bir zaman sonra dışarıdan almaya mahkum olmuştuk. Oysa Sümerbank için çok büyük fedakarlıklar yapılmıştı.Hatıraları da vardı.

Ölümle Dans

Atatürk tüm uyarılara rağmen açılışlara ve davetlere katılmayı aksatmıyordu. Hastalığı her geçen gün ilerliyor, artık çabuk yoruluyordu. Tüm bunlara rağmen Sümerbank Merinos Fabrikası‘nın açılışı 2 Şubat 1938 yılında Atatürk tarafından gerçekleştirildi. Aynı gün davetli olduğu baloya da giden Atatürk, önce vals ardından zeybek oynadı. Herkes Atatürk‘ün durumunu bildiği için bir şey olacağından korkuyordu. Korkulan olmadı. Bu dans aynı zamanda onun son dansıydı…

Her fabrikanın ayrı bir anısı var. Bu fabrikalar yokluk döneminde büyük fedakarlıklarla açıldı. Maalesef tüm bu emekler hiçe sayıldı ve tek çırpıda özelleştirildi. Oysa Atatürk ve Türk halkı her açılışı büyük coşkuyla kutluyor, ekonominin yükselişini, millileşme yolunda atılan adımları ayakta alkışlıyordu.

Atalarımızın büyük bir coşkuyla açtığı fabrikaların çoğu satıldı. O fabrikalarda bu vatan için şehit olmuş insanların evlatları çalıştı. Bir zamanlar hor görülen, okutulmayan, istediği kişiyle evlenemeyen, seçme ve seçilme hakkı olmayan Türk kadını bu fabrikalarda özgürlüklerine kavuşmuştu…. Bu fotoğrafa dikkatli bakın.
Nazilli Basma Fabrikası’nda çalışan, üreten, yaratan, var eden, dönüştüren kadınlar… Tam da Atatürk’ün hayalindeki Türk kadını.

Bu yüzden fabrika deyip geçmemek lazım… İşin en ilginç tarafı ise özelleştirme politikasıyla ekonomimizin düzeleceğini söyleyenler, 40 yıldır neden düzelemediğini, aksine her geçen gün neden daha kötüye gittiğini açıklayamazlar …


Like it? Share with your friends!

122