İki Eski Komünist Arkadaşın Yıllar Sonra Buluşması ve Aralarında Geçen Diyalog


109

-Eee anlat bakalım yoldaşş..
+Ne anlatayım, ben söz verdiğim gibi yaşadım esas haberler sizde.
-Lafı da yerleştirdin yani, oğlum başta biz de öyle yaşadık. Kurşunlandım ben biliyor musun? Sizden sonra çatışmaya girdik. Adamlar resmen kafamıza kafamıza sıkıyorlardı. Kaçtım sonra. Sonra babam hastalandı. Hastaneye yatıracağız almıyorlar, hastaneler arası koştururken kaybettik adamcağızı.
+Başın Sağ olsun.

-İşte o gün orada Büyüdüm ben. Kimin için lan dedim devrim? Şu doktor için mi? Yoksa şuradaki hasta bakıcı için mi? Paran olmayınca minibüse bile binemiyorsun neyin devrimini yapacaksın? Önce dedim kendim kazanayım, kendimi gerçekleştireyim sonra paylaşırım. Herkesin hikayesi başka da benimki böyle başladı, parayı kazandım. Her sabah erkenden uyandım, senelerce eşekler gibi çalıştım. Sana bir şey söyleyeyi mi? İnsan sıcağı görünce ne kadar üşüdüğünü anlıyor. Paylaşmak dedik ya başkasının parasını paylaşmak hoşta, zaten devrimcilik bir yerde o. Başkasının parasını paylaşmak söz konusu olunca güzel ama kendi paran söz konusu olunca neyi paylaşacağım lan dedim kiminle paylaşacağım? Siz benim kurşun yaramı paylaşacak mısınız? Babamın gözlerimin içine baka baka gidişini. Ben her sabah kalktığımda siz uyuyordunuz, sizinle mi paylaşacağım lan dedim…. Bu hayat insanı insanlardan nefret etmeyi öğretir…

Bize dönek diyorlar değil mi şimdi? Oysa biz dosdoğru yürüdük yol böyle çıktıysa biz ne yapalım? Adamları astılar be, hatırlasana okula yeni girmiştik o zaman. Deniz ağabeyimiz, yoldaşımız. O hayranlıkla başlamadı mı her şey?

+Bir koşuysa devrim, o bunun en güzel yüz metresini koştu.

-Ama hayat maraton koşanların yeri, o kadar hayrandık değil mi ona? Halbuki 22 yaşındaydı, onlarda çocukmuş şimdi baktığımızda. İntikamlarını 3 çocuktan aldılar.  Üçe üç. Devlete güveneceğiz değil mi? Devlete güveneceksek, neden o devlet önce astığı adamların sonra anıtını dikti? Devletin pardonu da böyle olsa gerek.

+Bravo, kendini aklamak için ne  güzel yöntem seçmişsin.
-Sezgin, öfken bana değil, kendi başarısızlığına.
+Başarısızlığıma mı? Başarısız olmak için bir şey denemek lazım ben sizin gibi bu yolu hiç denemedim.
-Peki inandıkların için bir şey denedin mi?
+Denettirirler mi!
-İşte o zaman konuşma, bana da kızma. Senin böyle düşünmen yaralar beni.
+Şimdi sen memleketi satanlarla birlik olmuşsun!
-Buraya bana hakaret etmeye mi geldin?
+Afedersin. Bir daha gelmem merak etme.
-Oğlunu getir de buraya bizimle çalışmaya başlasın.
+Oğlumun burada öğreneceği bir şey yok.

”Son Ders Aşk ve Üniversite” filminden alıntıdır.

[zombify_post]


Like it? Share with your friends!

109