EN SOĞUK ESARET: GULAG!


47
244 shares, 47 points
GULAG, yani Sovyetler Birliği’nde Stalin döneminde milyonlarca insanın “halk düşmanı” suçlamasıyla cezalandırılmak üzere gönderildiği kamplar. Pek çok edebi esere, sinema filmine ve anılara konu olan GULAG’larla ilgili en çok bilinen eser, ünlü Rus edebiyatçı Soljenitsin’in Gulag Takım Adaları adlı romanıdır.

Nazilerin toplama kamplarına benzetilen bu kamplarda insanlar gaz odalarında öldürülmedi ancak milyonlarca kişi Sibirya’nın soğuğu, yetersiz beslenme, bakımsızlık, sağlıksız koşullar ve işkenceler nedeniyle can verdi.

Çarlık rejimini yıkan devrimin ardından Bolşevikler Rusya’da iktidarı devraldı ve Beyaz ordularla yaşanan iç savaştan da galip çıktı.
Bu yıllar boyunca iktidarın Komünist Partisinin tekelinde toplandığı ülkede, bir yandan da ekonomik bir dönüşüm yaşandı. Üretimin esasını tarımın oluşturduğu ülkede 1930’larda “mucize” diye nitelenen bir sanayi atılımı başlatıldı. Bu atılım ise ancak Stalin’in acımasız diktatörlüğü altında gerçekleştirildi.

Bu yıllarda üretim yeteneği son derece genişlemiş ve yıllık büyüme hızı rekor seviyelere ulaşmış olan Sovyetler Birliğinde aynı zamanda okur yazar olmayan kalmadı, modern sanayi için zorunlu olan tüm kadrolar yetiştirildi.
Bu yıllar boyunca ayrıca Sovyetler Birliği’nin askeri gücünü, 2. Dünya Savaşı’nda Hitler’i geriletip yenilgiye uğratacak kadar gelişti. Ancak bu başarı hikayelerinin yanında anlatılmayan ve hep gözardı edilen milyonların trajedisi vardı: GULAG’lar….

Bu “mucize” anlatısının bir diğer ve daha gerçekçi anlatısı ise şöyleydi: 1920’lerin ortasında Sovyetler Birliği’nde Stalinin savunucusu olduğu “Tek Ülkede Sosyalizm” teorisi egemen oldu ve buna göre, Rusya hızla sanayileşmeli ve ileri kapitalist ülkelerle rekabet edebilmeliydi. Yani aşırı ve çok hızlı bir sermaye birikimi gerekiyordu, bunun için ise işçi sınıfının daha düşük ücretle daha fazla çalıştırılması gerekiyordu. Sovyet proleteryasını buna iknanın yolu ise kendi adına iktidarda olanlarca zor uygulanmasıydı.

İlk adım 1936’da Moskova Yargılamaları ile atıldı. Daha sonra “Show Trial” diye tarihe geçen bu göstermelik yargılamalar ile Bolşevik Parti’nin 1917’deki Ekim devrimini gerçekleştiren Zinovyev ve Kamanev, Karl Radek, Yuri Piyatakov, Grigory Sokolnikov, Bukharin ve Rykov, Rakovsky gibi tüm lider kadroları bu davalarda işkence altında “devrime ihanet ettikleri” yönünde alınan sahte itiraflara zorlanarak tasfiye edildi, öldürüldü.

Öldürülenler arasında 1919 Macar Devrimi’nin önderi Bela Kun ve Troçki’nin Rusya’daki aile üyeleri de vardı. Troçki de 1940’ta Meksika’da bir NKVD ajanı tarafından öldürüldü.

Öldürülenler arasında suçlamaları ve sorgulamaları yapan NKVD’nin (İçişleri Halk Komiserliği) eski başkanı Yagoda da vardı. Onun yerini ise Yezhov aldı. 1938’de Yezhov da aynı şekilde kendi yerini alacak olan yeni NKVD şefi Beria tarafından önce bir gün boyunca çıplak bir biçimde dövülerek öldürüldü. Beria da 1953’te Stalin’in ölümünün ardından kurşuna dizildi.

Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin önderliğindeki tasfiyeleri, parti genelinde ve toplumda bir “temizlik harekatı” izledi.

Moskova Yargılamaları ile 1936-38 arasında girişilen tasfiyede 1924’te ölen Lenin ve hali hazırda iktidarı elinde tutan Stalin dışında 1917 devrimini yapan tüm lider kadro “karşı devrimcilikle” suçlandı.

Bu yargılamalarla başlatılan süreçte Komünist Parti her düzeyde, inanmış yüz binlerce üyesini kendi elleriyle hapishanelerde, çalışma kamplarında yok etti.

İşte bu sürecin en önemli aygıtı GULAG adıyla bilinen çalıştırma kamplarıydı.

Bu kamplar, esas olarak iki fonksiyonu yerine getiriyordu: Rejim karşıtlarını cezalandırmak ve cezalıların bedava iş gücünü sistemli bir şekilde kullanarak sanayinin gelişmesine katkı sağlamak. GULAG’larda kalanların büyük çoğunluğu da siyasi mahkumlardı.

Sovyetler Birliği’nde siyasi nedenlerle idam edilen, sürgüne uğrayan, GULAG’larda çalıştırılan ve diğer yöntemlerle cezalandırılanların toplam sayısının 15 milyon olduğu ileri sürülüyor. Resmi kayıtlarda ise bu rakam 4 milyonun üzerinde.

Devrimin ilk yıllarından beri hukuki bir anlam da dahil olmak üzere kullanılan bu suçlama, Stalin döneminde bir kampanya şekline dönüştü ve akıl almaz bir boyut kazandı. “Halk düşmanının babası”, “halk düşmanının kardeşi”, “halk düşmanının arkadaşı” gibi nitelemelerle tüm toplum potansiyel bir suçlu hale geldi…


Like it? Share with your friends!

47
244 shares, 47 points

What's Your Reaction?

Nefret Nefret
1
Nefret
Tuhaf Tuhaf
0
Tuhaf
Kötü Kötü
0
Kötü
Çok İyi Çok İyi
0
Çok İyi
Yani Yani
0
Yani
Harika! Harika!
0
Harika!
LOL! LOL!
0
LOL!
OMG! OMG!
0
OMG!
İşte bu! İşte bu!
1
İşte bu!
Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Ranked List
Upvote or downvote to decide the best list item
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format