Atatürk ile Rakı Sofrasına Oturan Hiciv Ustası Neyzen Tevfik


89
285 shares, 89 points

24 Mart 1879'da  Bodrum'da Osmanlı İmparatorluğu döneminde doğup, Türkiye Cumhuriyeti döneminde hayata gözlerini yuman Neyzen Tevfik, şair, besteci ve yazar kimliğinin dışında, çağımızın en önemli fikir adamlarından biridir. Haksızlığa ustaca yaptığı hiciv yeteneğiyle karşılık veren Neyzen Tevfik, tepkilerini yazdığı şiirler aracılığıyla sunmuştur.  Tevfik, doğumunu şu şekilde ifade etmiştir:
''Dünya'ya geldiğim zaman, birisi çıkıp da kulağıma yeryüzünde beni bekleyen âkibeleri fısıldamış olsaydı, belki derhal dönmeye yeltenir, fakat aynı zamanda iki tesir altında bundan vazgeçerdim. Birisi anamın ve babamın güzel yüzlerindeki riyasız, mâsum insanlık ifadesi, ikincisi de Ege Denizi’nin, doğduğum andan itibaren bütün hayatımda ruhumu kucaklayan nazlı feşafeşli yeşil enginliği…”

Ney ile Tanışma Hikayesi

"Henüz 7 yaşındaydım. Ben babamın dizinin dibinde çocuk ruhumun olanca kudretiyle dikkat kesilmiş, bu düdüğü dinliyordum. Dinledikçe de allahü âlem- bir daha aslıma rücû etmemek üzere kendimden geçmiştim. O gece Ege Denizi’nin cavidani dekoru içinde benliğimi saran o lahuti sestir ki beni bugünkü derbeder, ne aradığını, ne istediği bilinmez, bazen eflatun kadar akıllı, çok kere de tımarhaneye iltica edecek kadar bedmest Neyzen Tevfik yaptı.”Neyzen Tevfik genellikle toplum kurallarına uymadan yaşamını sürdürmüştür. Sazını bir geçim kapısı haline getirmemek için direnmiş, yalnızca içinden geldiği zaman ney üflemiştir. Neyzenliğini geliştirmek kaygısı duymamış, sanat değeri kalıcı bir müzikçi olmak için uğraşmamıştır. Neydeki başlıca ustalığı sazı iyi üflemesiydi. Belirli müzik kurallarının dışına çıkar, ama hep duyarak çalar ve dinleyenleri etkilerdi. Kendi açıklamasına göre yüze yakın plak doldurmuştur. 

Sara Hastalığı  

Muğlalı Kel Mülâzım Ağa müfrezesi Bodrum civarında yakaladıkları eşkıyaların kellerini kesmiş sırıkların ucuna takarak halka teşhir etmişlerdir. Eşkıyaların sırıkların ucundaki kesik başlarını gören Tevfik bu olaydan çok etkilenmiş uzun bir müddet olağan dışı bir durgunluk yaşamıştır. Bu hadise ilki 1893'te olmak üzere bambaşka bir rahatsızlığa dönüşür. Sara hastalığı… Bu hadiseden sonra okula devam etmez ve kendini tümüyle 'ney'e verir. İzmir Mevlevihanesi'ne gider, burada hiciv ustası Şair Eşref ile tanışır. Bu tanışma ona bambaşka bir dünyanın kapısını açar. Hiciv sanatı.Bekaretinle kapatmaya çalışsan da,
Bedenin gizlemiyor ruhundaki fahişeyi…

Mehmet Akif Ersoy ile Tanışması  
19 yaşında bir delikanlı olduğunda babası onu İstanbul'daki Fethiye Medresesi'ne gönderir. Burada ise hayatındaki bir diğer dönüm noktası olan Mehmet Akif Ersoy'la tanışır.  Mehmet Akif'in şiirlerinden çok etkilenir ve bir anlaşma yaparlar. Neyzen Mehmet Akif'e ney üflemeyi öğretir, ünlü şair de ona Farsça ve Fransızca dersi verir.  Mehmet Akif'in yardımıyla dönemin seçkin sanatçılarıyla tanışır. Artık saray, köşk, yalı ve konaklara çağrılan meşhur bir 'neyzen'dir. İbnülemin Mahmut Kemal, Halit Ziya, Ahmet Rasim, Tevfik Fikret, Tanburi Cemil, Yunus Nadi, Udi Nevres ve Hacı Arif Bey gibi isimlerin arasında kendini geliştirme fırsatı bulur. 1900 yılında Ülkeye gramafonu ilk kez getiren " Hâfız Âşir Bey'le bir plâk kaydederek  “Gülistan Plak Mağazası" na satar. Azâb-ı Mukaddes (1949) kitabının önsözünde belirttiğine göre yüze yakın plak çıkarmış ve pazarlamıştır.  Bir gün cüppe ve şalvar giyilen medresede Akif'in verdiği setre pantolonunu giyince medreseden dışlanır. Mevlevilikten kopar, Bektaşi dervişi olur. Şeyh Mümin Paşa’dan 'nasip' alarak 'melamet hırkası' giyer.  1902 yılında Bektaşi dergâhlarına devam ederek Bektaşi dervişi olur. Sütlüce Bektaşi Tekkesi'ne devam ettiği bu zamanlarda Şeyh Mümin Paşa’dan nasip almıştır. Sirkeci'deki, İstasyon Gazinosu ve Güneş Kıraathanesi'nde istibdat’a karşı nutuklar çekmeye ileri geri konuşmaya başlar. İhbar edilip gözaltına alınır. Bektaşi olduktan sonra içkiyi çok arttırmıştır. Zamanının büyük bölümünü Beyoğlu meyhanelerinde geçirmeye başlamıştır.

Ne ararsın tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa niye türban sorarsın

Rakı şarap içiyorsam sanane
Yoksa sana zararım içerim
İkimizde gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşkende geçerim

Esir iken mümkün mü ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet

İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk'e dil uzatma sebebsiz
Sen anandan yine çıkardın amma

Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.

                                                                          

    

                                          Atatürk'le Olan Meşhur Rakı Sofrası Hikayesi
1926'da Atatürk'le tanışan Neyzen bir gün Ata'nın isteği üzerine birlikte rakı masasına otururlar. 

Atatürk Neyzen'in ününü duymuş olacak ki, çağırtmış köşküne sohbet etmişler, uzun uzun aşkla üflemiş Neyzen.. ardından sormuş Atatürk..

– Senin çok fazla içki içtiğini söylüyorlar, benim kadar içer misin ?

Neyzen düşünüyor, içkinin hududu olmaz.

– Ne kadar içersiniz ?

– İki tane kiloluk rakı içerim.

Ata kelimelere basa basa şu sözleri söylemiştir, Neyzen'in gözünü korkutmak istemiştir.

– Nasıl içersiniz ?

– Canım ne isterse; susuz, mezesiz.

Neyzen:

– Ben iki kiloluk içerim ama öyle içmem.

Neyzen'in arzusu ile ortaya kocaman bir emaye kase geliyor, iki kiloluk rakıyı Neyzen kaseye boşaltıyor. başını sokup lıkır lıkır içecek zannediyorlar. fakat Neyzen'in isteği daha bitmemiştir, bir somun ekmek ve irice bir kaşık geliyor. Neyzen ekmeği lokma lokma koparıp kasedeki rakının içine bastırıyor. Lokmalar rakıyı iyice çektikten sonra çalakaşık yanaşıyor.
Yine anlatılanlara göre, Ata:
– Pes, pes, diye bağırarak ayağa fırlamış ve elleriyle yüzünü kapamış, ayrılırken de saygılarını sunmuştur.  Neyzen, 1953'te İstanbul'da vefat etti. Cenazesine her cemiyetten insan katılmış. Bir yanda dönemin valisi, profesörler, devlet memurları. Bir yanda bu büyük zatların yanında kendine çeki düzen vermeye çalışan sarhoşlar, sokak serserilerinden oluşan büyük bir kalabalık… Beşiktaş'taki Sinan Paşa Camii'nde cenaze namazı kılındı. Cenazesi büyük bir kalabalığın eşliğinde Barbaros Bulvarı'ndan geçerek defnedildiği yere ulaştırıldı. Mezarı bugün Kartal Merkez Mezarlığı'ndadır. Geriye ise bize birçok eser bırakmıştır.


Like it? Share with your friends!

89
285 shares, 89 points

What's Your Reaction?

Nefret Nefret
1
Nefret
Tuhaf Tuhaf
1
Tuhaf
Kötü Kötü
0
Kötü
Çok İyi Çok İyi
1
Çok İyi
Yani Yani
1
Yani
Harika! Harika!
8
Harika!
LOL! LOL!
1
LOL!
OMG! OMG!
1
OMG!
İşte bu! İşte bu!
1
İşte bu!
Bir Format Seçiniz
Kişilik Testi
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia Test
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Anket
Voting to make decisions or determine opinions
Hikaye
Formatted Text with Embeds and Visuals
Liste
The Classic Internet Listicles
Geri Sayım
The Classic Internet Countdowns
Listeyi Aç
Submit your own item and vote up for the best submission
Sıralı Liste
Upvote or downvote to decide the best list item
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Görüntü
Photo or GIF
Gif
GIF format